Elini eteğini çekmişti tüm hislerinden ya da hisleri terk edip gitmişti onu, olacakları düşünmeden. Zaten kafa patlatmıştı onca kitap üstüne şimdi bir de bu da nesi diyordu. Haklıydı zordu ama tepetaklak da olsa bir gün aynı noktaya dönüyordu. O halde ilerleme bunun neresindeydi?...Böylesi bir durgunluk görülmeye değerdi bu her halinden belliydi. Ama sessizlik sonra gerçekten fırtınayı getirir miydi? Kimse bilemezdi. Aslında yaşadığı her gün sinmiş, saklanmış bir fırtına değil miydi? Nasıl bir sessiz film bu kareleri kopuk kopuk birbirinden? Kimde vardı böylesi bir sabırlı bekleyiş ya da bu hayata kelepçeleniş? Bir melodramdan kopup gelmişti sanki son vakitlerdeki yaşam sahneleri. Çevresinde, özenle sakladıkları kötü ruhları dışarı çıkan öyle canlılar vardı ki başkaları tarafından hayal etmesi bile olağan olmasa gerekti. Umutları ve dostları herkesin sığınağı olmuştu kimse bunun farkında değildi. Belki kendisi de değildi. İnsan hep yaşadıklarını özlüyor diye düşünüyordu yaşayacaklarını bilemediğinden. Hep hayal ediyordu sınırsızca. Hayal ederkenki özgürlüğünü, vurdumduymazlığını seviyordu. Önüne sunulan bazı şansları ayaklarının altında ezilip gidiyordu. Farkındaydı belki, belki de değildi. Yine de hep ulaşamadığına koşuyordu, onu mutlu eden buydu…
-puppet-
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder