iki uç
kendine, aklına ve kararlarına olan inancının kar taneleri gibi eridiğini düşün. gücün azalır, zorlanırsın yolculuğunda. görmek duymak istemezsin ya sesleri, etraftaki. bulanır miden, kocaman, bakımsız, soğuk bir banyonun en sessiz köşesinde pas kokusunu içine çeker gibi. bağırırsın, sesin çıkmaz, güçsüzlüğünle beraber içine kaçmıştır sanki. 'bana inananlara da haksızlık bu' dersin. üzgünsündür. sadece vicdanını rahatlatmalarıyla devam edemezsin. küçülmüş ayaklarınla, adımsızsındır. hatta özenle çizilmiş yolun bile sisli, bulanıktır. o yolda ilerlemiş ve sana el eden insancıkların gözlerinde o parıltıyı görmeye çabalarsın. arkana bakmasan da bilirsin. bir silah doğrultulmuştur sana. geç kalsan ölürsün, ilerlesen tökezler. korkunç bir zamandır. ağlamak zamanı mıdır bu? ya da sana sunulmuş şu hayatındaki hataların ve pişmanlıklarınla yüzleşme zamanı mı?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder