fashion crisis?

peki kandırılmam? saf mıyım ben bu kadar arkadaşım. koskaca hayyam pasajında dolandırıcı adamı neden seçtim ki oysaki tamamen yüreğimin sesiyle o dükkana girmiştim ben. fotoğraf sevdamı analog bi makine ile de sürdürebilmek için bayram harçlıklarımla delice bi heves duyarak aldığım fotoğraf makinasının satıcısı neden kötü bi insanmış? ben orayı nası bulmuşum diye sorarım ve şaşarım kendime. bana 1 yıl garanti de vermişti üstelik ama şimdi garantisi dolmadan ortalıklardan toz oldu. dün gittim artık adama bağır çağır makinayı geri verip yenisini alacakken bi baktım gene yok gene yok. meğer uçmuş artık herif bu pisliklerinden ötürü. iyi oldu olan bana oldu falan ama neyse şimdi o makinayı başka bi dükkana hediye edip az bi parayla yeni bi makina aldım kendime. umarım bu sefer hayal kırıklığı yaşamam ama makinam baya bi temiz gözüküyo yahu. üstelik bu konularda bilirkişi zeynep arkadaşımla gittim almaya ve bu sefer güveniyorum ve hissediyorum iyi şeyler olacak. hadi sanat yapalım biraz. hohoho.
mesela bu aralar moda fotoğraflarını çok kıskanıyorum. modellerle çalışmak falan acaip eğlenceli geliyo bana. hayatımı tamamen farklı bi çizgide ilerletseydim ve bi moda fotoğrafçısı olsaydım nasıl olurdu acaba? ne kadar mutlu olurdum şimdiye nazaran? bu sorular kafamı kurcalamıyor değil aslında. ailelerin, evlatlarının sanat dallarını meslek olarak seçmeye duydukları korku maalesef benim ailemde de var. ve şimdi bi işletme öğrencisiyim. mezun olduğum zaman hayatımı hangi yolda ilerleticeğime karar veremiyorum böyle tutkularım yüzünden. üzücü ama heyecan da verici ne olacağını bilememek. bilemiyorum.

Hiç yorum yok: