
burası ilginç bi yer. her ülkeden insan var diyebiliriz. ukalalık olarak algılanmaması lazım ama burda sürekli ingilizce konuşuyorum. ve elbette ki kelimelerin türkçelerini unutmuyorum ama bi an düşünmem gerekiyor konuşmadan önce. öyle acaip etkisi altına aldı beni ingilizce.
rüyalarımı ingilizce görmek istiyorum mesela. hep konuşıyım istiyorum. bugün saatlerce konuştum mesela arkadaşımla. değişik gelenekler hakkında, siyasi olaylar hakkında, hobilerim hakkında vs vs. ve burda farklı bişi yapıyorum. istanbulda hep üşenip yapmadığım bişi. merdiven çıkmak! evet ben merdiven çıkıyorum burda sürekli. çünkü metrodan yukarı çıkarken çoğu yerde yürüyen merdiven yok ve onları çıkmak zorundasınız. sabahları okula yetişmek için o istasyon senin bu istasyon benim koşuşturuyorum. ve günde en aşağı 4 saat yürüyorum belki. oturduğum zamanları şans olarak sayıyorum kendime. çünkü bu şehirde oturamıyosun. gerçi metroda arada bi boş koltuk yakaladığım oluyo şanslı olursam ve hiç kimseye bırakmıyorum tabi onu. ama sokaklarda istasyondan uzaklaştığın zaman geri dönmek için yürümen gerekiyo. alışveriş yerlerini tam bilmediğin için sokakları kafana göre geziyosun ve sürekli yürüyosun. ya da ayaktasın işte. mesela bi pub'a gittin akşam ve sigara içiyosun. yok arkadaşım dışarda masa yok herkes ayakta. sende biranı alıp dışarı çıkıyosun içerde hiçbir şekilde sigara içilmediğinden. pub kapılarında bi sürü insanı ayakta görebilirsiniz.
ve henüz 1 haftadır burdayım ama son 2 gün haricinde hep yağmur yağdı. salı günü sağnak yağmur vardı. dükkanlarından camlarından şarıl şarıl sular akıyordu yahu ne gülünç. bu şehirde büyük bi çantayla gezmek zorundasın eğer turistsen. bu kesin. bi kere yanında kesin taşıman gereken şeyler: okula gidiyosan eğer ders notları vs., cüzdan, pasaport, aylık metro kartın, şemsiye, hırka(her an soğuk havaya ve yağmura hazırlıklı olmak için), londra haritası, metro istasyonlarının haritası, eğer hiç bi yeri öğrenmediysen eğer bi adet bilgi alabileceğin kitap, eğer içiyosan sigaran, eğer fotoğraf çekiyosan fotoğraf makinan(ya da makinaların),elin için hijyenik jel(domuz gribinden hepimiz korkuyoruz dimi??), eğer daha ağır bi çanta taşımak istiyosan gözlüğünü falan da alabilirsin...düşünün artık! şimdi aklıma başka bişi gelmedi de vardır tabi. (haha bi de su taşımak iyi oluyo çünkü gün içinde çok yol katedildiği için susuyo insan).
yemekler iğrenç. mcdonalds, pizza hut, kfc ve bulursan iyi bi yerde tavuk ya da makarna falan yersin işte. bundan ibaret güzel yemekler. acaip şeyler koyuyolar bilindik yemeklerin içine. eğer ingilizcen kötüyse ve ne koyucaklarını önceden tahmin edemiyosan zaten yandın!
öf her şey de pahalı. herşey türkiyenin 2.5 katı. bu kadar açık. bizim 1 liraya aldığımız şeyi onlar 1 pounda satıyo. işte bu yani.
şimdi bu kadar şeyin ardından insan der tabi . e madem o kadar şikayet edicektin ne gittin arkadaşım.
evet ben bunların hepsinin olucağını biliyodum önceden.
ama ingilizce pratiğimi geliştirmem gerekiyo. farklı insanlarla beraber olmam gerekiyo. yeni bi şehir tanıyorum ve bunun bende oluşturduğu heyecanı seviyorum. napalım :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder