london calling..insanoğlu kuş misali!

bu sadece ufak bi adım uzaklaşmak için
1 aylık kısa bi süre.
adım adım yaşıyorum öğreniyorum.
sonra belki daha uzun soluklular olacak..kimbilir.
sonunda heyecanlı bekleyiş son buldu ve yarın akşam uçağıyla gidiyorum.
uçağa binmeyi gerçekten çok seviyorum ve her seferinde heyecanlanıyorum.ama mutlu bi heyecan bu.
olağanüstü geliyor hep uçaklar bana niyeyse..
o değil de,
2 valiz, 1 sırt çantası, 1 bilgisayar çantası.
ne hoş bi durumdur!
gerçekten gereksiz olmayan hiçbişi almadım. hatta soradan bunu kesin giymem diyip, kaç tane bluzu pantolonu falan çıkardım. 'orda nasılsa alışveriş yapıcaksın sapıtma begüm' dedim kendi kendime ama yok azimle 1 valizi ağzına kadar doldurmayı başardım. öbürü de yarısına kadar. ama dönüşte kesin bi valiz daha alınıcak ben biliyorum kendimi.
yarın sabah 9 çeyrekte kuaförde randevumun olması ama uçağımın akşam 7de olması ne kadar alakasız diil mi? ve şu an saatin 02:50 yi bulmuş olması, benim sabah kalkamayacak olmamın habercisi mi?bence evet. çalar saatler alarma geçsinler! işleri ne.

tatilimin çalıntı tarifi aynen şudur:

..ve ben londrada
bi elimde map, bi elimde sigara
umurumda mı dünya!


Hiç yorum yok: