işte o anda tüm dünya tarihi ve coğrafyası işin içine giriyor. hayatımın yolculuğuna çıkmak istiyorum ama herşeyi de bilmek bi yandan. ne yazık ki tarih bilgim buna el vermiyor. tarihi o kadar sevdiremediler ki bana, üzülürüm hep. ama coğrafyayı severim. severim de, ikisi bütünleşiyor böyle bir istekle beraber. örneğin romayı düşünün. gidip görüp "gerçekten çok tarihi yapılar" demek mi zevk verir insana yoksa oranın tarihini iyi bilip bastığın her noktayla beraber bi zaman tüneline girmek mi?
bugün paskalya adası hakkında derginin birinde bir yazı okudum, fotoğraflarına baktım. büyüledi beni gerçekten. yaşamın bittiği nokta. yazıda şöyle bahsediyor: "...gerçekten de dünyanın unuttuğu bir yerde olduğunuzu anlıyorsunuz." hiç bir fotoğrafını görmeseydim bile bu cümlenin samimiyeti beni oraya sürüklemek için yeterli olabilirdi. üstüne bir de fotoğrafları görünce neler hissettiğimi kelimelere dökemiyorum bile... ayrıca adanın tarihi ve adada yer alan dev heykellerin de gerçekten görülmeye değer olduğuna inanıyorum.

daha sonra derginin sayfalarını çevirince karşıma girona ile ilgili fotoğraflar ve yazılar çıktı. ispanyol güzeli girona diye bi başlıkla başlıyor yazı. girona ispanya'nın onyedi bölgesinden biri olan katalonyanın şehirlerindenmiş. zengin ve dramatik bir tarihe sahipmiş. ilk sayfada yer alan onyar nehri kıyısında çekilmiş bir fotoğraf ise kulağımda çalan ispanyol ezgileriyle hayallere sürükledi beni...
gördüğüm fotoğraf bu değildi. ancak bu da onyar nehrinden bir görüntü ve yine etkileyici kanımca.

çok şey mi istiyorum? her yeri öğrenebilir miyim? çok param mı olması lazım tüm bunların gerçek olması için? bilmiyorum...gerçekten.
mutsuz olacaksam ve ağlayacaksam bile trafiğin ve egzoz kokusunun olduğu bi sokak köşesinde değil de bu nehrin kıyısında olmak isterdim.
bugünlük bu kadar.
Begüm
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder