
haziranın 18inin ilk dakikalarında çıktık yola. otobüs ardından vapur ve adadaydız..pansiyona yerleşme ardından ayazma plajında denize duyulanı özlemi giderme..ve akşam odada yapılan hazırlıklar ardından rakı-balık yapma isteği oluştu ancak rüzgar öylesine şiddetliydi ki deniz kenarında oturursak donarız korkusu ile ada cafede yemeğimizi yiyebildik ve o meşhur gelincik(sürekli kızılcık diyesim geliyo bu sefer şaşırmadım) şerbetini içtik. sonra sokaklarda gezinmeye başladık. birden bi davul zurna sesi geldi kulağıma. kapı gıcırdasa oynıcak ben ve arkadaşlarım bu sese duyarsız kalamadık tabi. kafamı bi sokağın girişine doğru eğdiğimde ise bana doğru gelen davul zurna ve bi erkek ordusu beni ürkütmedi diyemem aslında. sonra market amcadan aldığımız habere göre o gece kına gecesi varmış parkta. kız tarafı ordaymış erkek tarafı da ellerinde kına tepsisiyle tüm adayı turlayıp göbek atıyolarmış ve kız tarafına doğru yol alıyorlarmış. başta ben olmak üzere müziğe karşı koyamayan direk arkadaşlarım hep beraber kız tarafının yolunu tuttuk. ve istenilen yere geldiğimizde gördüğüm manzara öylesine hoşuma gitti ki... enteresandı pek tabi. u şeklinde dizilmiş sandalyelerde teyzeler ellerinde çekirdekle kıvırtan kızları izliyolardı. saniyede 15 çekirdek sesi olduğuna inanabilirsiniz. biz utangaç turistler öncelikle sadece ağaçların arkasından izleyebildik bu manzarayı. ardından fotoğraf çekmeye başladım (haha tabiki). ordaki teyzelerle olan muhabbetlere girmiyorum bile. ve bi süre sora arkadaşımla beraber yan sokakta göbek atıyoduk (hani madem piste çıkmaya çekiniyoruz bunu yapalım hesabı). bu arada erkek tarafı da olaya girmiş ve orda enteresan bi seramoni yapmışlardı tabi. hiç kına gecesine gitmemiş ben için baya eğlenceli bi ortam olduğunu sölemem gerekir. biz göbek atarkene bi el kolumuzdan bizi çekip çantalarımızı elimizden alıp 'hadi hadi piste gelin lütfen' diyene kadar herşey pek normaldi. "nası bi yerdeyiz biz??" sorusunu işte o anda sormaya başladım kendime. ama iyi bişeye işaretti bunların hepsi.
...ve dans pistinde göbek atan 3 kız. ve sürülerce erkek tepelerinde. öyle bi samimiyet kurulmuştu ki artık kelimeler kifayetsiz kalıyor. (tabi gelinin sadıçları pek hoş bakmamış bize o ayrı). sonra kına yakılmaya başlanır ve bi bakıyorum ki kına tepsisi elimde!! aman yarabbim. herkes bi ilgi bi alaka. böyle bi sıcaklık. polisin olaya müdahalesiyle (gece geç saat ve gürültüden dolayı) gece sona erdi ve bundan utanan bozcaadalı arkadaşımız mikrofonu alıp bizden özür dileme isteği duydu niyeyse ve böylece ada halkının yarısı da bizi tanımış oldu pek tabii..
sonra yeni arkadaşlarımızla adanın tek barı olan fuskaya gittik ve sabaha kadar ellerimizde bize asla ödetmeye izin vermedikleri içkilerimizle dans ettik.
sabah 6da odamıza geldiğimizde hepimiz gecenin dedikodusunu yapmak için sabırsızlıkla bekleyen 3 tiptik. (1miz ilgi ve alakaya dayamayıp geceyi erken sonlandırmıştı çünkü).
ertesi gün tabiki düğüne davet edildik ama yüzsüzlük etmek istemedik ve kendi eğlencemize baktık açıkçası. o çok istenen rakı-balığımızı yaptık ve bozcaadada rum sokağının birindeki masamızda bağıra bağıra kendi fasılımızı da yaptık. ardından fuska bara geçtik ve yine sağolsun bizi hiç yalnız bırakmadı misafirperver bozcaada halkı. sonra aniden saat 3 sularında bara davul, keman ve bi adam girdi. "müziği kes!" dendi ve bar müziği kesilip aniden roman havasına dönüldü. bizler, bu hızlı tarz değişimine hemencecik ayak uydurabilen gençler tabiki buna da ayak uydurduk. ardından bu müzikten rahatsız olan bar işletmecisi bu olaya bi son verdi ve davul takımı dışarı alındı. biz de yeni arkadaşlarımızla beraber o takımdaydık tabii. ve daha sonra bu arkadaşların direktifleriyle beraber adada bi yazıhanenin içinde bulduk kendimizi... orda bi fasıl başladı elbette. şarkılar türküler göbek atmalar...daha neler neler. yaklaşık 7-8 erkek 1 bayan ve 3 kız biz. ve ben işte orda yazıhanenin sahibi arkadaşımızı keşfettim ve ona tav olmadım desem yalan olur! tabi geçici bi heves olucaktı bu benim için ama o anlık hislerim gerçekten çok kuvvetliydi. :)
bunun yanı sıra o gece keşfedildim evet...sesimi keşfettiler haha. onca şarkı söleyen insanın sesi içinden birden ön plana çıkan sesimi keşfeden davulcu,kemancı ve yazıhaneci arkadaşımız beni pek sevdiler ve sürekli şarkılar söyletmeye çalıştılar bana(sesim kısıldı artık desem de inanmadılar ama). gecenin sonunda davulcunun bana gelip 'biz bayramiçde çalıyoruz sana kartımı verebilirim' demesi gecenin bombasıydı elbette. ve sonraki gün adalı bi arkadaşımızı kitleyip 'abi o kız bizle çalışsa paraya para demeyiz' demiş olduğunu da öğrendik. işte o anda herkesin gözü daldı ve benim bayramiç gazinolarında assolist olduğumu hayal ettik!kendimize geldiğimizde kahkahalarımız 2 sokak öteden duyulur hale gelmişti. enteresandı gerçekten. neyseki sonra davulcu amcayı bi daha görmedim.
...ve son gün deniz keyfinin ardından meşhur ada turuna katıldık. gün batımını değirmenlerde izlemeye gittik. muhteşem bi manzaraydı. gerçekten! görülmeye değer. sonra merkeze dönüp bi ocakbaşı keyfi yapalım dedik. bizi gören adalı bi arkadaşımız oraya gidiceğimizi öğrenince bize yolu göstermek için eşlik etti ve ocakbaşının sahibiyle bişiler konuştu. artık nedir bilemiyoruz.
afiyetle yemeğimizi yedik. hesabı istedik. garson masaya yaklaştı ve o korktuğum sözcükler ağzından dökülüverdi.
'hesabınız ödendi.'
nasıl yani?? olamaz..hayır hayır bunu kabul edemeyiz! diye çırpınsak da iş işten geçmişti. ada halkı öyle enteresandı ki. barda istemesen bile önüne bi içki geliyordu mutlaka. hadi o içkiydi ama 4 kişinin yemeğini ısmarla olayı bizi baya sıkıntıya soktu açıkçası... sonra birbir teşekkür edildi tabi arkadaşa. gece fuska barda sabaha kadar oturduk muhabbet ettik mükemmel bi geceydi yine. ardından bana ayak uyduran arkadaşımla uyumadık tüm gece ve gün doğuşunu izledik.
gece gün batımını izleyip sonra uyumayıp gün doğuşunu izlemek hoş bi duyguymuş. herşey o kadar güzeldi ki bitmesin istiyordun. hiç uyuyıp uyanmıyım da bu tatil hiç bitmesin!
bu yaşınılan 3 günün içinde öylesine ayrıntılar var ki aslında...
hafızamı toparlayabilsem onlar da dökülüvericek umuyorum.
ah bozcaada...
ve insanları...
ordan nasıl döndüm ben?


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder